Sınırları kitap

Arzunun Sınırları, Eric Berkowitz, Kolektif Kitap. Konusu, yorumları ve özetini oku, satın al ISBN 9786052205556 Bu kitap, Gertrude Bell’i biyografik olarak sunmakla kalmıyor, onun Orta Doğu’nun şekillenmesinde rol oynamış kişilerden biri olduğunu teferruatıyla anlatıyor. Bir taraftan öğrenciliği, tarihçiliği, arkeoloji çalışmaları ve gezilerinden bahsederken diğer taraftan da yeniden şekillenen Orta Doğu’daki gelişmelerin ... Aspendos Yayınları'dan çıkan okuduğum ilk kitap 'Sınırları Zorlamak'. Aşk romanı olduğunu gerek konusunu okuduğunuzda gerekse kapağını görünce de anlarsınız ama sadece aşk değil bu aynı zamanda çok duygusal bir kitap. Öncelikle yazarın kalemine değinmek istiyorum.Cidden akıcı ve merak uyandırıcı yazmış. Sınırları Zorlamak Kısa ve Öz Kitap Özeti. Kitabın tanıtımı: Birbirleri için çok yanlış… ve bir o kadar da doğrular. Echo Emerson’ın, sporcu sevgilisi olan popüler bir kızdan, hakkında dedikodular dönen, kollarında ‘tuhaf’ yaralar olan dışlanmış bir kıza dönüştüğü akşam neler olduğuna dair kimsenin bir fikri yoktur. Sınırları Aşarak Yaşamak en uygun fiyat ve hızlı kargo seçenekleriyle idefix'te. Hemen Sınırları Aşarak Yaşamak satın alın, indirimli ve avantajlı seçenekleri kaçırmayın! Eleştirinin Sınırları gibi daha birçok kitabı PDF (e-Kitap) olarak bilgisayarınıza indirmek, tablette, telefonda okumak ya da ePub olarak edinmek istiyorsanız, kitap.live üzerinden mümkün olduğunca bazı kitapların PDF dosyalarına erişebilirsiniz.

Türkiye'de Sistematik Irkçılığın Kısa Bir Tarihi (1)

2020.09.25 14:37 sum-poopins Türkiye'de Sistematik Irkçılığın Kısa Bir Tarihi (1)

Türkiye'deki sistematik ırkçılık hakkında, olayları tarihi bir sıraya koyan ve özetleyen kısa bir yazı yazdım. Tek seferde çok uzun olacağı için parçalara böldüm, bu ilk kısmıdır. 1923-1955 arası olan kısmı kapsıyor.
- 1926'da 788 sayılı Memurin Kanunu çıkıyor. Bu kanuna göre, memur olmak için Türk olmak şart koşuluyor.
- 1928'de üniversite öğrencileri "Vatandaş, Türkçe konuş!" kampanyasını başlatıyor ve 1930'lar boyunca sürüyor. Bu kampanyada, azınlıklara umumi alanlarda Türkçe konuşmaları için baskı yapılıyor. Bunun kimi zaman şiddete döküldüğü veya Türkçe olmayan bir gazete okuyan azınlığın gazetesini yırtma gibi eylemlere dönüştüğü de oluyor. Öğrenciler ve basın tarafından baskıya uğrayan azınlıklar bu tutuma boyun eğmek zorunda kalıyor. Genel olarak bütün azınlıklara karşı bir tutum alınsa da, özellikle Yahudiler hedef alınıyor. Doğrudan devletten çıkmasa da, devlet bunu destekliyor. Örneğin, umumi yerlere asılan “Vatandaş, Türkçe Konuş!” flamalarını yırtan azınlıklar gözaltına alınmış fakat azınlıklara baskı yapan kişilere bir şey yapılmamıştır.
- 1926-1930 esnasında, Kürt grupların başlattığı Ağrı İsyanları gerçekleşiyor. Bu olaylar sırasında, Türkiye Cumhuriyeti tarafından, Zilan deresinde sığınan Kürtlere karşı Zilan Katliamı gerçekleştiriliyor. Zilan'a sığınan Kürtler arasında isyana katılanlar da katılmayanlar da vardı. Operasyon sonrası, sivil ve silahsız 15.000 kişi öldürülmüştür.
Devlet ideolojisinin uzantısı olan Cumhuriyet Gazetesi, operasyondan bahsederken, Kürtlerle ilgili şunları söylemiştir. "Bunların alelade hayvanlar gibi basit sevk-i tabiilerle işleyen his ve dimağlarının tezahürleri, ne kadar kaba hatta abdalca düşündüklerini gösteriyor… Çiğ eti biraz bulgurla karıştırıp öylece yiyen bu adamların Afrika vahşilerinden ve Yamyamlardan hiç farkı yoktur... Bunlar -tarihin şehadeti ile sabittir ki- Amerika’nın kırmızı derililerinden fazla kabiliyetli oldukları halde ziyadesiyle hunhar ve gaddardırlar… Dessas ve bedii hislerden, medeni temayüllerden tamamiyle mahrumdurlar. Bunlar asırlardan beri ırkımızın başına bela kesilmişlerdir... Bunlar (Kürtler) ayrıkotu gibi sardıkları toprakta intişar eder fakat bastıkları yere zarar verir mahluklardır. Birçok yerlere hastalık sirayet eder gibi sonradan yerleşmiş ve asli ahalisini -aşiret teşkilatındaki kuvvet sayesinde- körletmişlerdir."
Bu olayı takiben, 31 Ağustos 1930'da Milliyet Gazetesi'ne verdiği bir demeçte, İnönü şunları söylemiştir. "Bu memlekette Türk milletinden ve Türk cemaatinden başka milli mevcudiyet iddasına haklı bir ekseriyet yoktur. "
- 1934'te 2510 sayılı İskan Kanunu çıkarılıyor. Bu yasaya göre "Kasabalarda ve şehirlerde yerleşen ecnebilerin tutarı belediye sınırları içindeki bütün nüfus tutarının yüzde 10’unu geçemez. Ve ayrı mahalle kuramazlar." Ana dili Türkçe olmayanlardan "köy ve mahalle, işçi ve sanatçı kümesi kurulması veya bu gibi kimselerin bir köyü, bir mahalleyi, bir işi veya bir sanatı kendi soydaşlarına inhisar ettirmeleri [tekeline almaları]" yasaklandı. Azınlıklar, göç ettirildikleri yerde en az 10 sene boyunca oturmak zorunda bırakıldılar. Bu yasa Kürtlere karşı daha da sertti. Kürtler, "10 yıl sonra dahi İcra Vekilleri Heyeti kararı olmadıkça başka yerlere gidip yurt tutamazlar," deniyordu. Kürtler, yerleştirildikleri bölgedeki nüfusun %5'ini geçemiyordu.
- 1934'te, İskan Kanunu'nu takiben, Trakya Olayları gerçekleşiyor. Edirne, Keşan, Uzunköprü, Babaeski, Lüleburgaz and Kırklareli'nde göreli olarak yüksek Yahudi populasyonu bulunuyordu. Kimi iddialara göre, Nihal Atsız'ın Orhun dergisinde ve Cevat Rıfat Atilhan'ın Milli İnkılap dergisinde yazdığı Yahudi karşıtı ırkçı yazılar sonrasında, insanlar galeyana geldi. Yahudilere ait dükkanlar ve evler yağmalandı, Yahudilerin kendileri saldırıya uğradı. Bu olaylar sonucu, pek çok Yahudi mallarını yağmaya kaptırmış, mülklerini ucuza satmış ve kendileri de göçmüştür. Yaklaşık 15.000 Yahudi göç etmek zorunda kalmıştır.
- 1937-1938'de Dersim İsyanı gerçekleşiyor. İsyanın bastırılması sırasında, çok sayıda sivil de katlediliyor. Devletin yaptığı resmi açıklamaya göre, 6.868 kişi öldürülmüştür. Recep Tayyip Erdoğan'ın dilediği resmi özürde, bu sayı 13.806 olarak belirtilmiştir. Başka bir kaynağa göre, öldürülen sayısı 10.000'in üstündedir. Yine aynı yazıda belirtilen diğer bir kaynağa göre, öldürülen sivil sayısı 13.160'tır ve sürgün edilen sayısı 11.818'dir. Bölge halkı, isyan bastırılırken, askerler tarafından güzel bulunan kız çocuklarının kaçırıldığını bildirmiştir.
- 1941'de Yirmi Kur'a Nafıa Askerleri oluşturuluyor. Yani, Ermeni, Süryanı, Rum ve Yahudilerden oluşan özel birlikler kuruluyor. Zaten askerlik görevini yapmış azınlık kişiler bile tekrar askere alınıyor. O günleri yaşamış Bakırköy Belediyesi eski başkan yardımcısı Yervant Özuzun, uygulamanın nedenini "...onları işlerinden uzaklaştırarak ticari anlamda zor durumda bırakmaya, işlerini kapatmaya, devretmeye, ülkeye gönül bağlarını zedelemeye yönelik..." şeklinde belirtmiştir.
- 1942'de Varlık Vergisi çıkarılıyor. "Olağanüstü savaş koşullarının yarattığı yüksek kârlılığı vergilemek" şeklinde adlandırılsa da, pratikte gayrimüslimleri hedef alan ve ödemesi imkansız veya çok zor olan vergilerdir. Dönemin başbakanı Şükrü Saracoğlu, CHP grup toplantısında "Bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz," demiştir. İstanbul'da tahakkuk edilen vergilerin %87'i gayrimüslimlere, %7'si müslümanlara yüklenmiştir. El koyulan varlıkların Türklere satılmasıyla, Saracoğlu hükümeti amacına ulaşmış ve "yerli ve milli" (aynı zamanda müslüman) bir burjuva kesimi oluşturulmuştur. Satılan mülklerin %67 civarı Müslüman Türkler, %30 civarı resmi kurum ve kuruluşlarca alınmıştır. "Hacı Ağa" lakabına sahip, muhafazakar ve zengin bir kesim oluşmuştur. Varlık Vergisi'ni ödeyemeyen kişiler, çalışma kamplarına yollanmıştır.
- 1955'te 6-7 Eylül Olayları gerçekleşiyor. Bu olaylarda, İstanbul'da yaşayan Rum azınlığa karşı toplu bir saldırı gerçekleştiriliyor. Resmi kaynaklara göre, 4212 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul tahrip ediliyor. Tarihi incelemelerde genel olarak kabul gören görüşe göre, bu olaylar dönemin hükümeti tarafından başlatılmıştır. Olaylarla ilgili açılan davaya iki rapor sunuluyor. İlki devleti sorumlu buluyor ve ikincisi MİT'in öncüsü olan MAH tarafından hazırlanıyor. 6-7 Eylül Olayları'nın bir MİT (daha doğrusu MAH) organizasyonu olduğu söylenmektedir.
Saldırıları "ateşleyen" olay, Atatürk'ün doğduğu evin Selanik'te bombalanmasıdır. Gazeteler bunu Yunanlıların yaptığını söylemiştir fakat daha sonra yakalanan bir Türk devlet çalışanı, bombayı kendisinin koyduğunu itiraf etmiştir. Yani, yalan bir haber ile Türkler, Türkiye'de yaşayan Rumlara karşı provake edilmiştir.
Resmi sayılara göre 11 kişi ölmüştür. Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Dilek Güven'e göre ölü sayısının az oluşu gruplara "ölü olmasın" emri verilmesi sebebiyledir. Saldırganlar “Bugün malınıza yarın canınıza” diye slogan atmıştır. Polisler “Bugün polis değil, Türküz,” demiştir. 400 kadın tecavüze uğramıştır.
Orgeneral rütbesinden emekli olmuş, tuğgenerallik rütbesinde Özel Harp Dairesi (ÖHD) başkanlığı yapmış, Genelkurmay İstihbarat başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulunda üst düzey görevlerde bulunmuş Sabri Yirmibeşoğlu, "6-7 Eylül de, bir Özel Harp işiydi. Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı. Sorarım size, bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?" demiştir. ÖHD, derin devletin merkezinde bulunan bir örgüttür. Yirmibeşoğlu, olayların olduğu dönemde, yine bir derin devlet örgütü olan Seferberlik Tetkik Kurulu'nda görev almaktaydı.
submitted by sum-poopins to svihs [link] [comments]


2020.04.03 07:16 fosyoloji Kesin İnançlılar / Eric Hoffer

Kesin İnançlılar / Eric Hoffer
https://preview.redd.it/so2nhg4iejq41.png?width=630&format=png&auto=webp&s=d174fabc1b246e46ed92459d7e25007a6f132157
Kitabın yazarı Eric Hoffer okuduğum ve duyduğum en ilginç hayat hikayelerinden birine sahip. Kesin İnançlılar kitabını yazmaya götüren süreç bana göre çok enteresan. 1902 yılında doğuyor ve bilinmeyen bir nedenden dolayı kör oluyor. 15 yaşına kadar kör ve çaresiz bir çocukluk ve ilk gençlik geçiriyor. 15 yaşına geldiği zaman da yine bilinmeyen bir nedenden dolayı görmeye başlıyor.
Yeniden kör olmaktan o kadar çok korkuyor ve yeniden kör olacağına o kadar emin yaşıyor ki bütün hayatını bunun üzerine dizayn ediyor.Büyük bir iştahla okumaya başlıyor kör olacağım ve bir daha okuyamayacağım korkusu ile. Tekrar kör olmuyor ama bu korku ve süreç kendini akıl almaz derecede geliştirmesine yardım ediyor.
Ölene kadar Los Angeles limanında hamallık yapan Hoffer aynı dönemde 8 kitap yazıyor ve üniversitelerde konuk öğretim üyeliği yapıyor. Amerika eğitim camiasının en önemli fikir adamlarından biri olmasına ve otoriteler tarafından kabul görmesine rağmen o, “arkadaşlarımın bana bakışı değişir benden uzaklaşırlar” korkusu ile paralel yaşamını onlardan saklar. Los Angeles limanının hamalları yıllarca arkadaşlarının önemli bir filozof ve yazar olduğunu bilmeden onunla çalışırlar.

Kitap Size “Kime göre, neye göre?” Sorusunu Sormayı Öğretecek

Yalın ve akıcı bir üslup sahibi Hoffer’ın aynı zamanda müthiş bir gözlem yeteneği de var. Dilimize çevrilen şimdilik 3 kitabı mevcut ve bunlardan en ünlüsü de hiç şüphesiz “Kesin İnançlılar.” Kitap bittiği zaman sersemliyor ve ne düşüneceğinizi bilemiyorsunuz. Lider kültü ve kitle hareketleri üzerine öyle tespitler yapıyor ki sosyoloji bilimine hayran kalıyorsunuz.
Kitlelerin hareketi meselesi gibi oldukça karmaşık ve zor bir meseleyi bu kadar yalın ve kesin açıklıkla yorumlayabilmesi Hoffer’ın zihninin ne kadar berrak kaldığının göstergesi.Kitapta katılmadığım elbette çok mesele oldu. Ama onları okumak bile ayrı keyifliydi.
  • Kitle hareketleri ve devrimlerin sınırları nerede başlar ve nerede biter?
  • Milliyetçi, devrimci ve dini kitle hareketlerinde çeşitli aşırı uçların ortak yönleri nelerdir?
  • Hayal kırıklığına uğrayan üniversite çağındaki gençler, başarısızlar, yoksullar ve servetini kaybetmiş kişilerin devrim potansiyeli nedir?
  • Kutsal duygulaştırma ve ulusal heyecan ne zaman uygulanmalıdır?
  • Bir ulusun uyuşukluktan canlılığa geçirilmesi için, bir kitle hareketi niçin gereklidir?
  • Kesin inançlar olmaksızın bir kitle hareketi yaratılabilir mi?
  • Yazar ve konuşmacıların kitle hareketlerindeki önemli rolü nedir?
  • Kitle hareketlerin doğuşunda yabancı etkisi bir ön şart mıdır?
  • Sosyalizasyonun büyük ve küçük ülkelerdeki uygulaması niçin farklı olmak zorundadır?
  • Amerika kıtasına göç eden insanların özellikleri ne idi?
  • Kitle hareketleri nasıl hız kazanır ve bu hız nasıl durdurulur?
  • Yüzyıllardır uyuşuk yaşayan Doğu Asya ülkeleri niçin uyanmaya başladılar?
  • Avrupa’da hiçbir direnme göstermeden gaz fırınlarında bile bile ölüme giden Yahudiler niçin Filistin’de birer cesur savaşçı oldular?
  • İslamiyet nasıl bir kitle hareketidir?
  • Bugünkü Rusya’da bireysel özgürlüğün ortaya çıkış nedenleri nelerdir?
  • Ulusal liderlik için, bir iş adamının pratik zekası veya bir aydının aşırı titizliği aranacak nitelikler midir?
  • Kitle hareketlerinin aktif döneminde edebiyat ve sanat hangi yönde gelişir?
Şu ve daha fazla siyaset sosyolojisi sorularının cevaplarını kavramak isterseniz Hoffer’ın Kesin İnançlılar eserini şiddetle tavsiye ederim.

Kesin İnançlılar Kitap Alıntıları

Aşırı benciller hüsrana kapılmaya epey meyillidir. Bir kişi ne kadar bencilse, hüsranları da o denli şiddetli olur.
Bütün bağnazlar, birbirlerinin zıt – benzeridir.
“Birbirine nasıl yardımcı olabileceklerini düşünecekleri yerde, bütün zekâlarını birbirlerine üstünlük kurmak ve baskı yapmak için kullanmışlardır.”
İnsanlarda; bir ırkı, bir ulusu veya ayrıcalığı olan bir grubu, onun en kötü üyelerine bakarak değerlendirme eğilimi vardır.
Kendimizde bulunup da örtmek istediğimiz kusurları başkalarında bulup ortaya çıkarmaya çalışırız genellikle.
Ne zaman ki özgür bir toplumda, lider halkı aşağı görmeye başlarsa, bütün insanların aptal olduğu yönündeki yanlış kurama er geç kapılarak eninde sonunda yenilgiye uğrar.
Hayal kırıklığına uğramış kişinin şimdiki hayatı zaten öylesine bozuktur ki, şimdiki zevk ve konfor, o bozukluğu gidermez. Bu kişiler için gerçek tatmin ancak ve ancak geleceğe ait umutlardan doğabilir.
Hayal kırıklığına uğramış kişilerde beraberlik ve fedakârlık eğilimleri kendiliğinden doğar.
Hoşnutsuzluğun derecesi, istenilen amaca ulaşılacak mesafe ile ters orantılıdır.
Gerçekte hayal kırıklığının başlıca nedeni meşguliyet sahibi olmamaktan ileri gelir ve en şiddetli hayal kırıklığı, enerjisi ve yeteneği çok olup da çevrenin etkisiyle paslanmaya terkedilmiş kişilerde bulunur.
Büyük Fransız Devrimi, Katolik Kilisesinin zulmüne ve geleneksel rejime yönelik bir tepki olarak değil, bunların zaaf ve yetersizliklerine bir tepki olarak gelmiştir. Totaliter yönetim altındaki bir toplumda halkın isyan etmesi mevcut rejim kötü olduğu değil, zayıf olduğu içindir.
Dini ve devrimci heyecanda olduğu gibi aşırı vatanseverlik de, suçluluk duygusundan kaçmak isteyenlere bir sığınak vazifesi görür.
Artık yok edilecek dış düşmanlar kalmayınca fanatik kişiler kendi içlerinden düşmanlar oluştururlar.
İnsanlığın şerefini tanımayanlar, şeref kazanamazlar.
Ezgi Akgül / Fosyoloji FaceBook
Bir başka kitap incelemesi olan “Okulsuz Toplum” için BURAYA tıklayın
submitted by fosyoloji to u/fosyoloji [link] [comments]


2020.02.10 00:50 karanotlar İnsan Nedir? (Mark Twain)

İnsan Nedir? (Mark Twain)

İnsan Nedir? (Mark Twain)

Bu senenin başında okuduğum, yeni yıla düşünerek girmemi sağlayan kitap oldu. Kitabı okurken daha önce üzerinde durup düşündüğüm bazı sorulara, farklı açılardan bakmama sebep oldu ve okurken kitapta bahsedilen ana sorunları kitabın arkasına not aldım.
  • İnsanın her hareketi dış kaynaklıdır.
Okurken sürekli gerçekten böylemi falan diye düşündüm. Düşündükten sonra haklı yanının çok olduğunu fark ettim. Her hareketimiz aslında dış etkenler sayesinde mi gerçekleşiyor? Güzel elbise veya farklı saç modeli yapmak sizce kendimize göre şekillenen bir şey mi yoksa insanların bizim üzerimizdeki etkisinden doğan sonuçlar mı? Sadece üzerimizde olan değişiklikler değil, konuştuklarımız, karşımızdakine yaptıklarımızda bunun içine dahildir. Bu konu hakkında, gün içinde yaptıklarınızı ve gerçekten kendiniz için mi yoksa az da olsa, dış unsurunda etkisi var mı görebilirsiniz.
  • İnsan ilk önce her zaman kendini düşünür.
Bence kitabın en can alıcı noktası burası. Daha öncede üzerine düşündüğüm bir konu, birkaç örnek vererek anlatmaya çalışacağım. Örneğin bir dilenci gördünüz ve ona para verip vermeme konusunda düşünüyorsunuz. Yaklaşıyorsunuz, belki birinci maddenin etkisiyle birilerini göz ucuyla süzüyorsunuz. O anda para vermeden yanından geçip gidiyorsunuz. Gece yattığınızda hala aklınızda dilenci var ve sizi rahatsız edip uykunuzu bölüyor. İşte tam burada düşünmemiz gereken nokta, dilenciye para vermediğimizde kendimizi rahatsız hissetmemizdir. Eğer dilenciye para verseydik o geceki uykumuzu satın alırdık. Bir baba veya anne doğru bir evlat yetiştirdiğini düşünüyorsa, başkalarına anlatır ve kabarır, içten içe sevinir. Tabi ki de bizi düşünmüyor değil ama ilk olarak kendini düşünüyor. Bir zengin bir fakire para verdiğinde “ya öylesine verdim” değil de, gerek kültürel baskı gerekse çevre veya din gibi faktörlerden dolayı kendi içindeki o sıkıntıyı gidermek için o parayı verir. Belki de İrvin D. Yalom’un dediği gibi “Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz.; ama daha derinlere inin… Sonunda, sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz, bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz. Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.” Ve Mark Twain..
  • Ardından şu cümleyi söyler:
“İyiliklerin en önce birinci sıradaki yerine, ikincisi uğruna yapılıyor aldatmacası kalktığında, insanın iyilik yapma dürtüsü kaybolmaz.” Yani Mark Twain, insanın yukarıdaki ayrımı yapıp, iyiliği her zaman ilk olarak kendin için yaptığının farkında olduğunda iyilik denen şeyin kaybolmayacağından bahseder. İnsanoğlu mizacı itibariyle açgözlü olduğundan dolayı, her şeyi kendi iyiliği için yaptığının farkında olduğunda bunu hep yapmak isteyecek ve iyilik denen şey hiç kaybolmayacaktır.
  • Özgür irade yoktur.
Bu konu bilimsel olarak tartışılmaktadır. Elektrokimyasal beyin süreçleri deterministik veya rastlantısal olabileceği yani bir nöron ateşlendiğinde bu dışarıdan gelen etki sonucu deterministik bir tepkiden kaynaklanabilir. Bu konu hakkında Homo Deus kitabını okuyabilirsiniz. Mark Twain ise okurlarını yine düşündürmeye iter ve insanın özgür iradesi yoktur der. Yapısı, eğitimi ve onu biçimlendirerek olduğu kişi yapan günlük etkiler insanın karar verme mekanizmasını etkiler der. Bu konu hakkında aklıma gelen şey ise yaratılışta, ne yememiz, ne kadar düşünebilmemiz, hangi noktaya kadar hareket edebilmemiz veya duyguları hangi noktalara kadar taşıyabilmemiz gibi konuların sınırları çizilmiş olması ve biz bu konuların sınırları içinden çıkamamamızdır. Bu hayvanlar ve bitkiler için de geçerlidir. Nasıl yaşam döngüsünde tohum sadece ağaç, ağaçta sadece tomurcuk, tomurcuk ise çiçek ve son olarak meyve oluyorsa, insanda öyledir. İnek et yemez çünkü otla sınırlandırılmıştır, aslan da etle sınırlandırılmıştır ve ot yiyemez.

https://www.kooplog.com/insan-nedir-mark-twain/?utm_referrer=https%3A%2F%2Fzen.yandex.com&utm_campaign=dbr
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.04.04 00:38 Wittgenstein23 Uzun yazamamak.

Ya Arkadaşlar, uzun yazilar gördüğünüzde bunlar nasıl bu kadar uzun yaziyorlar diye düşünüyor musunuz hiç? (Belli mantık cercevesi icindeki uzun yazilar.) Düzenli kitap okurum, konusmada uzun uzun konusurum sıkıntı yok ama yaziya gelince tikaniyorum sebebi ne olabilir? ( O kadar entelektüel degilim.) Bu acaba " dilimin sınırları dünyamin sınırlarıdır" ile ilgili bir şey midir? Siz ne düşünüyorsunuz?
submitted by Wittgenstein23 to Turkey [link] [comments]


2018.06.19 21:28 kriptodunyasi Smart Containers Tokenleri

Küreselleşmenin gıda veya ilaç gibi sıcaklığa duyarlı ürünlere yönelttiği lojistik zorlukları hiç düşündünüz mü? Her yıl üretilen 1,1 trilyon dolarlık ilaçların% 40'ı tüketiciye ulaşmadan önce bozunmaktadır. Ve bu 13 milyar doların uyuşturucuya taşınmasından sonra. Aynı şekilde, sanayileşmiş ülkelerde taze, bozulabilen gıdalara olan talep artmakta, bu da gıdaların korunması ve güvenliğinin zorlaşmasına neden olmaktadır. Akıllı Konteynerler Grubu Açıkçası, küresel lojistik pazarı, lojistik sınırları zorlayan ve bu baskı sorununu çözen her türlü yıkıcı şirket için yer bırakıyor. Neyse ki, bir şirket
bunu yapıyor. İsviçre'de kayıtlı olan grup, en son teknoloji ürünü donanım ve blok zinciri yazılımını ısı kontrollü kaplar yapmak için birleştiriyor. Bu sayede Grup, başarı oranını% 75 oranında artırıyor ve Smart Containers'ı pazar segmentinin zirvesine taşıyan eşsiz bir başarı. Konuştuğumuz gibi, şirket şu anda uzaktan takip edebileceğiniz ve izleyebildiğiniz dünyanın en fazla sayıda otomatik kapsayıcısını kullanıyor. Smart Containers'ın iki bölümü var, SkyCell ilaçları ve Gıda Muhafızlarını gıda ürünlerini sunmak için kullanıyor. Onlara liderlik etmek ise şirketin CEO'su Richard Ettl, şirketin kurucu ortağı ve bir mühendis. Onun yanında çalışmak Nico Ros, teknoloji şefi ve kurucu ortak; Carla Bunger, pazarlama müdürü; Thomas Taroni, bilgi teknolojisi başkanı; ve CFO’dan Andreas Ernst. Hepsi özel sektörde becerilerini, blockchain teknolojisi üzerinde çalışmayı umuyor.
Akıllı Konteynırların hem hayran olacak hem de taklit edecek bir şirket olduğuna inanıyorum. Ve işte neden bu. Bir Beyaz Kitap'taki fikirlerle sınırlı olan çoğu İlk Para Teklifi'nden (ICOs) farklı olarak, Akıllı Konteynerler ICO fikirlerin ötesine geçerek gerçeğe dönüşür. Şirket kar üreten saygın, tam-operasyonel, hızlı büyüyen bir kuruluştur. Ve eşit derecede itibarlı iki stratejik ortağı olan Cargolux ve Emirates ile birlikte, tüm dünyada Novartis ve Roche da dahil olmak üzere dünyanın önde gelen müşterilerine hizmet veriyor. Tahmin edebileceğiniz gibi, böyle bir ittifak sadece bana değil, güvendedir. Yatırımcılar da, şirketin doğru yolda olduğunu düşünüyor ve bu yüzden de yatırım yapmaya değer. Daha şimdiye kadar en az 25 milyon dolar batırdılar mı? Devam edersek, şirketin araştırma ve geliştirme çabalarını ve işbirlikçi çabalarını etkileyici buluyorum. Şimdiye kadar, gelecekteki artış için ayarlanmış bir sayı olan 96 donanım ve yazılım patentini kaydetti. Bu nedenle ICO, grubun blockchain ödemeleri ve takibi kullanarak lojistik altyapısını daha da geliştirmesine izin veriyor. Bana sorarsanız, bu strateji şirketin ümit ettiği gibi özerk bir nakliye paketi oluşturmanın açık bir yoludur.
Akıllı Konteynerler Grubu stratejisinin kalbinde yer alan iki yenilik - yalıtım ve blok zinciri teknolojisidir. 100.000 saatlik araştırmadan sonra, grup geleneksel yalıtımdan beş kat daha verimli, ince, hafif, tamamen geri dönüştürülebilir bir yalıtım üretti. SkyCell ve Food Guardians konteynerlerini kaplayan bu yalıtım. Malzemenin ne kadar verimli olduğuna şaşırdım. Bir konteynerin ağırlığını% 30 oranında azaltmanın yanı sıra, aynı zamanda yükünü% 50 artırır ve sıcaklık farkını sadece% 0.1 ile sınırlar. Sonuç olarak, Skycell ilaçları taşıma maliyetini% 20 düşürdü ve bu da onu pazardaki dördüncü büyük kuruluş haline getirdi. Gıda Muhafızları konteynırları son gelişme aşamalarında olmasına rağmen, aynı zamanda yıkıcı potansiyeller barındırmaktadır. Unutulmaz Strafor konteynerlerinin gıda endüstrisinin standartı olduğunu unutmayın. Buna karşılık, Food Guardian kapları otomatik, yeniden kullanılabilir ve farklı uygulamalara daha uygun olacak. Yalıtımın yanı sıra, otomatik konteynerler lojistik ve finansal maliyetleri azaltmak için blockchain entegrasyonunu kullanır. Örneğin, bir konteyner içindeki sensörler, veri tabanına veri göndermeden önce sıcaklığını ve nemi izler. Blockchain teknolojisi daha sonra bu veri noktalarını otomatik olarak analiz eder ve saklar, böylece gönderi başına veya el ile giriş için yüzlerce belgeye olan ihtiyacı ortadan kaldırır. Bununla birlikte teknoloji, Ethereum gibi kamuya açık halka açık halka açık yapıları ve Kumaş gibi kısıtlı engellere ilişkin özel verileri depolar. Son olarak, tüm ödemeler cryptocurrency jetonlarında yapılır ve sistemin verimliliğini daha da artırır.
Website: https://smartcontainers.ch/en/
Whitepaper: https://smartcontainers.ch/en/assets/20180502_smartcontainers_whitepaper_v2.pdf
Announcement: https://bitcointalk.org/index.php?topic=3058528.0
Telegram: https://t.me/smartcontainers
submitted by kriptodunyasi to u/kriptodunyasi [link] [comments]


İnsan ve Makine Beyinlerinin Sınırları  BU+ Açık Ders ... SINIRLAR. Sınırlarımızı korumanın üç temel yolu - YouTube Sınırları Zorlayan Sorular 28. Sayfa 4. Soru Modern, Dijital, Mesleki, Kültürel, Ailevi Sınırlar / Önce CAN Sonra CANAN - 15.Bölüm 15 Tatil Başlamadan İrademi Nasıl Güçlendiririm? #yükselişkampı7 +PDF BASKIN: SINIRLARI ZORLADIK! (1000 TL DAĞITTIK!) - YouTube Canlı Yayın - kitap sohbeti

Sınırları Aşarak Yaşamak - Kitap, Hobi, Oyuncak ...

  1. İnsan ve Makine Beyinlerinin Sınırları BU+ Açık Ders ...
  2. SINIRLAR. Sınırlarımızı korumanın üç temel yolu - YouTube
  3. Sınırları Zorlayan Sorular 28. Sayfa 4. Soru
  4. Modern, Dijital, Mesleki, Kültürel, Ailevi Sınırlar / Önce CAN Sonra CANAN - 15.Bölüm
  5. 15 Tatil Başlamadan İrademi Nasıl Güçlendiririm? #yükselişkampı7 +PDF
  6. BASKIN: SINIRLARI ZORLADIK! (1000 TL DAĞITTIK!) - YouTube
  7. Canlı Yayın - kitap sohbeti

Bir bilgisayar da davet ettik ama katılmadı. Yapay Zeka projesi bazı konularda çok başarılı oldu, bazı konulardaysa en iyi bilgisayarlarımız bile aynı işi ya... Öğrenme Sınırları Gezmek Yeni Yerler Görmek Türkiye ve Yabancı Ülkeler ... Kitap Önerileri / Önce CAN Sonra CANAN - 5.Bölüm - Duration: 44:08. AçıkBeyin 44,943 views. Sınırlar konusu önemli. Neden sınır çizmemiz gerektiğini bildiğimiz ve bu sebepten çok acı çektiğimiz halde sınır çizemiyoruz? Bu videoda net sınırlar koyman... 963Hz + 852Hz + 639Hz Miracle Tones Activate Pineal Gland Open Third Eye Heal Heart Chakra - Duration: 1:11:11. Meditative Mind Recommended for you Hesap Kimde Çekiliş Linki: http://bit.ly/kafalarcekilis Çekiliş Detayları: https://bit.ly/2JqUZQl Merhaba arkadaşlar, bugün yepyeni bir konseptle karşınızday... TÜYAP KİTAP FUARI ALIŞVERİŞİ 2018 : KİTAPLIĞIM İSYAN EDİYOR! ... Prof. Dr. Sinan Canan ile Salgın Günlerinde Zihnin Sınırları - Duration: 54:02. Ayşe Tolga 43,512 views. Yeni videoları kaçırmamak için http://bit.ly/2g9Afzf Deneme Bitti PDF: https://drive.google.com/open?id=1E574oX7l0fVlAPZO91UigwLOxQykQ50T Denemetre İncele :...